13 Eylül 2010 Pazartesi

Bu bir bitiş ...

Sadece bir adım uzaklaklıktaydın..Dokunsam kaybolacaktık o “an”.. Ben kıyamazken bize..Gözlerin ayrılıgın resmini çizdi,avuç içlerim kanamaya başladı yüreğimle beraber..ben de içselleştirdim sensizliğimi..Benden bir parça artık yoklugun..

Yoktum gözlerinde bu sefer.. Ellerinin sıcaklığını hissedemedim,parmak uçlarım üşümüştü söyleyemedim.. Anlat derken hiç bir şey anlatmamış olmanı o kadar çok isterdimki..Ama o sancılı an bitmeliydi..İdamım beklediğim gibi oldu…

Şimdi sen en uzakta noktadasın..ufuk çizgisinde belirli belirsiz..
Güneş kızıllıgında gözlerimi yakıp kavuran..Bakamadıgım..Yavaş yavaş dagların arkasına saklanan..Bir daha görebilmem için günlerce uyuyakalışlarımsın..

Karanlık gecelerde en sevdiğim oyunsun..Gökyüzüne başımı çevirdiğimde seçtiğim bir yıldız..Bir baktıgımda bir daha göremediğim..Gece mavisinde gözlerimi karanlıklarda kamaştıran..karartan..

Biliyorum;Aç karına içtiğim sigara kadar zararlısın nefesime..Bir alsam ikinci nefesi alamadıgım..Koştugum anda nefesimi kilitleyen..

Gitmeyi istediğim ama bir türlü gidemediğim en uzak şehrimsin..İçinde acılı aşkları barındıran hüzün dolu şehrim.. Yolunda yürümeye basladıgımda yaralarımı kanatan dikenli bir yolsun..

Yağmurun altından kaçan insanlara inat yüzümü yagmura çevirip yüzüme değmeyen belirli belirsiz damlalarımsın..Yüzüme değmeyen yagmur damlalarına küsüp başımı eğmelerimsin..

Atlamaktan korktugum “1800 “metremsin..Düşüncesi bile Yüreğimi birden agzıma getiren en büyük korkumsun..

Giymeye kıyamadıgım en güzel elbisemsin bazen.. Bir şey olur diye yıllarca dolabın en dibinde kalan..Küflenmeye yüz yutmuş beklemekten sararmış pembe elbisem..

Ben hep en güzel betimlemelerle süsledim bu aşkı.. Hani adı “aşk”tı ya.”. Hani aşk sen demekti” ya..

Olmadı… Bu aşk bize uymadı..

Oysaki ben..

Dudagımdaki kırmızı rujum kadar belirgin ol istedim yüzümde..

En Sevdiğim göz kalemim gibi,gözümün tam içinde olmasını istediğim ama akmasına engel olamadıgım sonunda silip attıgım kalemimle sonunun aynı olmasını istemezdim.

Beyaz ellerim kadar temiz tutmaya çalışmak istedim seni içimde..

Olmadı işte..!

Herkesin dilindeki “gözlerim” yine makyaj tutmadı..

Ve sen sevgili..

Omzumda yük ..Midemdeki yumruk..Bogazımdaki düğüm..Gözümden akmaya mecbur yaş oldun..

Şimdi bir iki gözyaşıyla önce rumelim akıcak,sonra allıgım dagılıcak..Yaşlarımın tuzlu tadı dilimi yakıcak.. Oradan yüreğe bir gezintiye çıkacak ama çok sürmücek biliyorum..
Hayat gailesi işte..
Bir selpakla işlem tamam!
Hayır uzatma mentollü selpagını..burnumu yakıyor..tam direğini hem de..



1 yorum:

duygu dedi ki...

o mentollü mendil değil burnunu yakan, o mendilin sana uzatılmayacağını bilmek...
çünkü hem cellat hem cankurtaran olmaz giden...
ayağının altından çekerken idam sehpanı en kahpe haliyle, sadece bakar, ölüşünü görmek için değil, kendi nefesinin senin ağzından çıkışını görmek için... seni öldürmek değl amacı, sendeki O'nu öldürüşünü izlemek...