Haftanın ortası,
ayın ortası,
aşk'ın ortası,
yalnızlığın ortası..
Ve ..
İki benliğin arasında sıkışıp kalan yüreğin..
Diğer yanını başının üstünde taşırken elinde tuttuğun diğer yanı/n/m/ı bıraktın zamanın acımasız kollarına..
Dağınıktı aklın..
Hiç dokun/a/madığın Saçlarım gibi..
Yüreğini seremedin yüreğime..
Küçük ellerini nereye koyacagını hiç bir zaman bilemediğin gibi..
En korktugum ölüm anıyla “derin” gözlerinde boğulabilirdim..
Bakabilseydin gözlerimin en derinine..
Yedek oyuncu,
Son çalınacak kapıydı kalbim..
Aşk'ı kendi halinde yaşama hevesinde bırakarak,yarınlara gebe mutluluklara her defasında kapılarını sertce kapattın..
O kapıyı en sert haliyle kapattıgından beri..
L/imansızım,
gittiğinden beri..
..
Yüreğim dalgalandığı anda sığınağım da yok oldu..
Avunacak kelimelerim tükendiği anda gözyaşlarıma vuruyorum gözlerimi..
Dudağıma değen o tuz dilimi değilde yüreğimi yakıyor gibi..
Hani içimi acıtan yalnızlık değilde sensizlik gibi..
Düşler kuruyorum yokluğunun üzerine..
Her gece farklı masallarla büyütüyorum kalbimi..
Sonu birbirinden farklı masallar..
Sonra gidişlerine dair kılıflar buluyorum..
Ama hepsi üzerimde eğreti duruyor be adam!
Hani hiç sevmediğin bol tişörtlerim gibi..
Bak yakışmıyor işte üzerime gidişin..!
Tek bildiğim..
Kusursuz bir ayrılıktı bu..
Kusursuz bir sevdayı sevmiş/im gibi..
Eksik başlayıp..
Fazla bitmiştik..
