Gülümsüyor..
Yüzüne dokunuyor
Aşk’a iç çekiyor..
Yangını alabilecekmiş gibi içkisini dikiyor kafasına,
sigarasının kül oluşunu izliyor..
Sonra..
Kadının saçlarının arasına karısıyor elleri..
Kadının saçlarının arasına karısıyor elleri..
...Ona ait milyonlarca tel arasında kayb/olmayı..orada yok olmayı istiyor
Kadının gözleri boşlukta..
Bakarsa gözlerine bir umut arar..
Umut etmek acıya dokunmak demek.
Dudaklarından çıkacak kelimelerle asacak kendini..
Çıkmıyor sözler..
Biliyor ikiside aslında ,konuşurlarsa yok olurlar..
Sadece bakmakla yetiniyorlar birbirlerine..
Gözleriyle sevişiyorlar..
Kurulan hiçbir hayalleri yok,
hayallerin hükmü yok..
hayallerin hükmü yok..
Gerçekler üzerinde yaşarken aşk fazla geliyor hayatlarına..
Kalpler ise susturulması gereken en büyük düşman..
“Susma !” diyor adam..
“ Susmak bazen derin ve heybetli sevgili” ..Susma ! konuşulması gereken zamanımızdayız..
Z/amansız gidişleri durdurmalılar..
Z/amansız gidişleri durdurmalılar..
İşte bu yüzden...
Avaz avaz susuyor kadın.
Avaz avaz susuyor kadın.
Sımsıkı tuttugu ellerinin sıcaklıgı kaç zaman sonra gider sorusunun cevabıyla ,
yanıbasında bekleyen ayrılıkla kavga içinde..
Asılı kalan aşk’ta gözü..
Hayallerinin çığlıklarını susturmakla meşgul..
Attıgı her adım bir boşluk..
Attıgı her adım yalnızlık..
Gidilen yol ayrılık..
Ayrılış bir özgür’lük ..
Öyle bir özgürlük ki giderken tutsak ediyor..

